Müzik ve müzisyenin mechul geleceğine ait fikir yürütmeler devam ediyor; Selim Öztürk düşündüklerini kaleme aldı. Müzisyen ve Prodüktör olarak anlattıklarını bereberce okuyalım.
Yazar: Stüdyo İmge
1989’daki Stüdyoİmge’nin ikinci macerasının ilk sayısı için Cem abi’yi aradık ve “Bize röportaj verir misin?” dedik. 1985 yılındaki ilk macerada Almanya’daydı. Ama döndüğünde onunla tanışmış ve Cem abi’ye ilk macerayı anlatmıştık. O bizi sevdi, biz onu çok sevdik. O cesaretle istedik röportajı. Ve o koca yüreğiyle, “Hemen yapalım” dedi. İşte bu röportaj, o röportaj.
Müzik ve müzisyenin meçhul geleceğine ait fikir yürütmeler devam ediyor; Besteci, Çellist, Vokalist ve Yorumcu Gülşah Erol net önerilerle mevzuya girdi.
Müzik ve müzisyenin meçhul geleceğine ait fikir yürütmeler başlıyor; Teoman kötümser düşüncelerini kaleme aldı: “Gıcık bir müzisyen abiden, genç müzisyenlere”
Neo Progressive Rock, 80’lerin dışlanmış ama inatçı müzikal direnişiydi. Marillion, IQ ve Pendragon gibi gruplar, Prog’ın mirasını duygusal yoğunlukla yeniden şekillendirerek modern Progresif Rock’ın önünü açtı.
“Robert Plant, Sting, Led Zeppelin… Hem hepsi hem hiçbiri değil. Bu Pearl Jam, dünle bugünü öpüştüren bambaşka bir grup.”
